Nejat Güllü - Güllüoğlu / Doğuştan baklavacı
Röportaj Yazdır e-Posta
1.5 asırlık bayrak yarışının 5. kuşak temsilcisi Nejat Güllü, Turquality’nin desteğiyle dünya markası olmaya hazırlanıyor. Güllü’nün hedefi 2015 yılına kadar sayısı 7 olan yurt dışı Güllüoğlu mağazalarını 75’e çıkarmak.

Nejat Güllü... 140 yıllık bir tarihin 5’inci kuşak temsilcilerinden. İşe, Gaziantep’te amcası Halit Güllü’nün yanında baklava tepsisi yıkayarak başlayan Mustafa Güllü’nün büyük oğlu. Türkiye’nin en büyük ve en köklü baklava markası Güllüoğlu’nun tarihi 1871 yılına dayanıyor. Asıl hikaye, ailenin büyük büyük dedesi Hacı Mehmet Çelebi’nin Hicaz dönüşü Halep’te konakladığı günlerde baklava yapmayı öğrenmesiyle başlıyor. Bugün Baklavacı Güllüoğlu, dünyanın en büyük baklava tesislerinde yaptığı üretimi New York, Manhattan, Amsterdam’da açtığı mağazalarda satıyor. Hedef 2015’e kadar toplam 100 mağazaya ulaşmak, 2023’te ise dünya borsasına kote olmak. İşte Mehmet Nejat Güllü’nün anlattıkları 6 kuşak önce Gaziantep’te başlayan ustalığın kuşaklar boyu devam ettirilerek global bir markaya dönüşmesinin hikayesi...

Güç kaybetmeden büyüyen Türkiye’nin köklü markalarından birinin başındasınız. 1.5 asırlık Güllüoğlu’nun kuruluş öyküsünü anlatır mısınız?

Hikaye büyük dede Hacı Mehmet Çelebi’nin Hicaz’a gitmesi ile başlıyor. O dönemde bu yolculuklar aylar sürüyor. Kervanlar gidiş ve dönüşte değişik şehirlerde konaklıyor. Mehmet Çelebi de konakladığı Halep’te tatlılara hayran oluyor. Hazırlanışını öğreniyor. Dönüşte Antep’te tatlı yapıp satmaya başlıyor. Hastalanınca da baklava yapmayı eşi Güllü Hanım’a öğretiyor. Güllü Hanım’ın baklavaları, oğulları Ahmet ve Mahmut tarafından satılıyor. Onların yanında yetişenler baklava yapıp satmaya başlıyor. Oğulları Hacı Sait Güllü, Hacı Mustafa Güllü, Ali Güllü ve Hacı Mahmut Güllü de baklavacı olarak yetişince Güllü ailesinde baklavacılık gelenek halini alıyor.

Markanın oluşması... Sizin devreye girmeniz nasıl oldu peki?

Tepsileri külle temizleyerek başladım işe. 14 yaşındaydım. Seneler içerisinde pişerek, işin inceliklerini, en ince ayrıntılarını öğrenerek usta oldum. 1969 yılında lise bitince İstanbul’a geldim. Dükkanın başına geçmiştim, bir süre böyle çalıştım. 1949 yılına geldiğimizde ise babam Mustafa Güllü’nün Havyar Han’da açtığı küçük dükkan talepleri karşılayamıyordu. 1976’da daha büyük olan Karaköy otoparkı altındaki bugün de faal olan şubeye taşındık. Artık dükkanda lokum ve çikolata gibi farklı ürünlerin de satışı gerçekleşiyordu. Ancak bu yetmiyordu bana, yeni şeyler yapmam lazımdı. Şubeleşmek ve dünyaya açılmak gerekiyordu. 1985 yılında babam ve kardeşlerimden ayrılarak önce Hasanpaşa’da bir baklava imalathanesi, ardından Mısır Çarşısı’nda ilk Güllüoğlu şubesini açtım.

Bu süreç o kadar da kolay geçmemiştir.

Kolay olmadı tabii. O zaman 30 tepsi baklava yapılıyor babamın standardı bu. Ama erkenden bitiyor, yetmiyor. 30-35 kilo hamur yoğruluyordu, bu rakamı 50 kiloya çıkardık. İşçiler dayanamayıp gittiler iş başıma kaldı. Ayaklarım şişerdi. Zaman içinde 200 kiloyu bulduk. İşler artmıştı, babamı şube açalım, yurtdışına açılalım diye zorluyordum. Babam bu kadar çalışmamı istemiyordu, ‘yeteri kadar büyüdük daha fazlasına gerek yok’ diyordu. Babamı o kadar sıkıştırdım ki, sonunda bana biraz sermaye verdi ve en sonunda ‘git ne istiyorsan onu yap’ dedi. Karaköy’den ayrılıp Hasanpaşa’da küçük bir imalathane kurdum. O zamanki sermayem 3-5 kilo fıstık ve 20 teneke yağ oldu. Oradan Bağdat Caddesi’nde bir dükkan tuttum. Şanssızlık bu ya, bir ay geçmeden trafik tek yön oldu. 20 tepsi sattığımız baklava 2 tepsiye kadar düştü. Yolun tersinde kalmıştık, insanlar işe giderken önümüzdenden geçiyordu ve doğal olarak baklava alamıyorlardı. O dönemde bir gecede 50 yaş ihtiyarladığımı hissettim.

Şimdi nerede Baklavacı Güllüoğlu?

2011 yılı ilk 6 ay ciromuz 16 milyon 300 bin lirayı buldu. 2010’da 26 milyon liranın üzerinde bir ciro sağladık. Yurt içinde 18, yurt dışında ise 7 şubeye ulaştık. 5 yıl içinde de Türkiye’de 25, Arap ülkelerinde 10, Avrupa’da 15 ve ABD’de 50 mağaza daha açarak 100 şubeye ulaşmayı hedefliyoruz. 2023 yılında ise dünya borsasına kote olmayı planlıyoruz.

İlk ihracat nasıl gerçekleşti peki?

Avrupa’ya ilk baklava ihracatı Yunanistan’a oldu. Bu dönemde yeni noktalarda şubeleşme ve ihracat devam ediyordu. Daha büyük bir tesis ile dünyada markalaşmanın zamanı gelmişti. 1996 yılında Kağıthane’deki arsayı satın aldık. Proje, 2001’de tamamlanarak, 7 bin metrekarelik kapalı alana sahip ‘dünyanın en büyük baklava üretim tesisi’ olarak faaliyete geçti. Tesisin maliyeti 20 milyon lira oldu.

Şimdi dünyanın merkezlerine baklava yediriyorsunuz.

Yurt içi şubeler için yapılan yatırım miktarı 15 milyon lirayı bulurken sadece ABD yatırımı 3 milyon dolar oldu. New York, Manhattan, Brooklyn, Los Angeles’ta mağazalarımız var. Libya ve Kuveyt’te de açtık. Hollanda Amsterdam’da mağazamız var. Ayrıca ABD New Jersey, Miami ve New York Brighton Beach, Almanya-Düsseldorf ve Irak -Süleymaniye’de mağaza açacağız. Turquality’e dahil oluyoruz bundan sonraki açılmalarımız hızlanacak. Şu anda toplam 350 kişiyi istihdam ediyoruz.

Libya yatırımınız ne durumda? Bölgedeki kargaşa iyice büyüdü...

Libya çok iyi bir pazar bizim için. İlk şubeyi açtıktan sonra başka şubelerle zincirleşecektik ancak karışıklık patlak verdi. Önce oradaki personeli geri çektik ama bir süre sonra geri gittiler. NATO uçaklarının attığı bomba ve çatışmalardaki kurşunlar nedeniyle birkaç defa mağaza camlarımız kırıldı. Kimin kimi vurduğu belli değil. Güvenlik yok polis yok. Kaddafi’nin  öldürülmesinin Libya’yı iç savaşa sürüklemesinden endişe ediyorum. Özellikle Afrika’da çok seveni var, bir çok kabileyi besliyordu.

Son zamanlarda Türkiye’nin üzerinde kara bulutlar dolaşıyor. Vermek istediğiniz bir mesaj var mı?

Evet, bir yandan deprem bir yandan terör. Şimdi herkesin akıllı olma zamanı. İşçi de, patron da vatandaş da akıllı olmalı. Önceden sağ-sol kavgası vardı, ardından sünni-alevi kavgası yaratıldı, bir ara laik-dinci dendi, şimdi de Türk-Kürt ayrımcılığı yapmaya çalışıyorlar. Bizim gibi geçmişi bilenler ise bugün oynanan oyunları az çok çözümleyebiliyor. Herkesin konuştuğu; sermayeyi elinde bulunduran bir takım güçler, menfaatleri için zaman zaman sahneye çıkıyor ve ortalığı karıştırıyor. Günümüzde yaşanan da bu.  Bu ülkeyi seven o kadar çok Kürt var ki. Ben milliyetçi bir insanım ama benden de milliyetçi Kürtler olduğunu biliyorum. Teröristle karıştırmamak lazım. Bombayla, silahla hak aranmaz. Bu ülke hepimizin, huzur ve istikrar herkesin menfaatine. Batarsak hepimiz batacağız, gelişirsek hepimiz daha iyi yaşayacağız.

Kendinizle ilgili neler söylersiniz?

Futbolu çok severim. Her salı halı saha maçı yaparım. Galatasaraylı’yım ama arkadaşlarımın çoğu Fenerbahçeli ve onlarla maç yapıyorum. Eskiden yurt dışına çıktığımda halı sahaları tenis kortlarını görür, özenirdim. Şimdi Türkiye örnek gösterilecek hale geldi. Artık o özendiğim sahalarda futbol oynuyorum. İnsanların yüzüne söyleymeyeceğim lafı arkasından söylemem. İnsanları sevindirmek çok hoşuma gider, yalan söyleyene çok kızarım. Herşeyin başı eğitim diye düşünüyorum ve sorunların üstesinde eğitimle gelineceğine inanan bir insanım.

Koşer alarak ABD musevi pazarına gireceğiz

YATIRIM planlarımız arasında kendi yağımızı üretmek de var. Baklavaya özel kokusunu ve tadını veren sade yağı artık kendimiz üreteceğiz. Bunun için Şanlıurfa’ya yatırım yapıyoruz. Yaklaşık 3 milyon euro’yu bulacak bu yatırımımız ile Tektek dağlarındaki meraların geliştirilip ıslah edilmesi, endemik bitkilerin daha da artırılması yönünde çalışmalar da yapacağız. Çünkü bu meralarda yetiştirilmesi için bölge yünü, tüyü köylünün olacak ama sütü bizim olacak. Buralarda beslenen hayvanların sütlerini dünyanın hiçbir yerinde bulmanız mümkün değil. Elde ettiğimiz süt ile yağ üretimi yapacağız. Tabii bu yatırım beraberinde bölge halkına önemli ölçüde istihdam imkanı sağlayacak. Yatırım, hem bölge halkının birkaç yıl içinde ekonomik durumunu iyileştirecek, hem de bölgeye bir hareketlilik getirecek. Şanlıurfa’da hayata geçireceğimiz ve bölgede hayvancılığı canlandıracak bu proje, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından diğer kamu kuruluşları ile yakın işbirliği halinde hazırlanan ve Türkiye’nin pek çok ilinde yapılacak tarım yatırımlarını destekleyen IPARD Projesi kapsamında ilerliyor. Hedefimiz yurt dışı özellikle de Amerika olunca ‘Koşer’ almak da bizim için önemli bir hale geldi. Museviler, ABD’de çok ciddi müşteri potansiyeli. Oradaki dükkanlarımıza geliyorlar bazıları alışveriş yapıyor ama çoğu da Koşer soruyor. Bu şekilde onları da hedefleyeceğiz ve ABD’de musevi pazarına da girmiş olacağız.

Deniz Gezmiş’le hep kavga ettim, çok dayak yedim nedenini bilmeden

68 kuşağıyım ben. O dönemde sağ-sol çatışmaları vardı. Gençler birbirine giriyordu, nedenini bilmeden. Ben sağ görüşlü olan kesimdendim. Okulumun hepsi solcuydu. Kavga ettiğimiz çocuklarla da hep liseden arkadaştık. Benim de o zamanlar iyi sesim çıkardı. O yüzden de çok dayak yedim. Deniz Gezmiş’le çok kavga ettim mesela. Onlar bize ‘Amerikan uşakları, ülkeyi Amerika’ya satacaksınız’ diyorlardı. Biz de onlara ‘Komünistler ülkeyi Ruslar’a satacaksınız’ diyorduk. Oysa hepimizin aynı dili konuştuğunu sonra anladık. Geriye dönüp bakıyorum ve niye kavga ettik diye düşünüyorum. Boşuna kavga etmişiz, boşuna ölmüş gençler... O arkadaşlarımla görüşüyoruz şimdi. Hatta o zaman ‘tarla sürenindir, fabrika çalışanındır’ diye bağıran arkadaşlarım arasında fabrikatör olanlar var. Gülüyoruz şimdi. Sonra Kıbrıs savaşı çıktı, ne sağcı kaldı ne de solcu. O oyunlara inandık o zaman. Ben de Kıbrıs’ta askerlik yaptım. Askerken aynı zamanda üniversiteyi bitirdim. Zamanın İstanbul Ticari İlimler Akademisi şimdiki İdari Bilimler Fakültesi’nde okudum.

İlk ihracatımızı Özal’la yaptık, baklavalarımızı Pakistan’a bizzat götürdü

Turgut Özal, Türkiye’yi gittiği yoldan çevirerek doğru rotaya sokan bir liderdi. Pakistan’a gidecekti, bizden baklava istedi. Özel paketler yaptık, orada verilecek yemeğe sandıklarda tepsi tepsi baklava gönderdik. İlk ihracatımız o oldu. Bize “Fuarlara katılın. Dünyada neler oluyor bakın, kendinizi gösterin” dedi. O zamanlar yurt dışına çıkmak gibi bir kültür yok. İçimden ‘ne olacak ki yurtdışına fuara gidince’ desem de gittim. Gittik, fuarları dolaşırken baklavanın vakumlanabileceğini gördük ve olur mu olmaz mı derken Yunanistan’a ilk baklavalarımızı vakumlayarak görderdik. 3 ay dayanıyordu baklavalar, daha da geliştirdik. Şoklama sistemini kullanmaya başladık. Pişirmeden şokluyorduk, artık pişirip şokluyoruz ve dünyaya satıyoruz. Lezzetinden hiç kayıp olmuyor.

Mısır Çarşısı’ndaki şubeyi 60 ay vadeyle Kastelli’den aldığım parayla kurdum

Mısır Çarşısı’da bir dükkan satılıyordu. 30-35 bin liralık hava parası istyordu mal sahibi. Almam için bana teklif ettiler.

O zaman taksit yok. Banker Kastelli diye biri çıkmış. Taksitten, 60 ay vadeden söz ediyordu. Bir cesaret girdim, ya batacaktım ya çıkacaktım bu işten. 5 yıl vadeyle aldım çek karnesini. 5 yıl sonunda dükkan benim olmuştu ama faiziyle birlikte bana 150 bin liraya geldi. Borç, harç ödedik. Ben Karaköy’deyken ‘Mustafa Bey’ diye peşimden ayrılmayanların hiçbiri o dönemde yanımda yoktu. Malı ne fiyattan satarsan gittiği bir dönemdi. Enflasyonun en yüksek olduğu zaman... Son taksidim olan 5 lirayı ödediğimde günde 5 bin liralık baklava satıyordum. Bir riske girdim ama yüzümüzün akıyla çıktık. Mısır Çarşısı’ndan sonra filizlendik, büyüdük.

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile


AraştırmaHerhangi bir bankada unuttuğunuz paranız olabilir

TMSF'nin hazırladığı "Zamanaşımı Hesapları Önbildirim Sorgulama" sisteminden bankada paranız olup olmadığını aşağıdaki linkten sorgulayabilirsiniz.
AraştırmaFORBES, en çok kazanan yazarları açıkladı

FORBES Türkiye ''En Çok Kazanan Yazarlar'' listesine göre, Türkiye'nin en çok kazanan yazarları Ayşe Kulin, Elif Şafak ve İskender Pala oldu.

Serdar İnan - İnanlar İnşaat
1965`te Erzincan`da doğdu. Robert Kolej`..
Bayram Ali Bayramoğlu - Filiz Çay
Bayram Ali Bayramoğlu, 7 Eylül 1958'de R..
İlhan Adiloğlu - ESER Enerji
İlhan Adiloğlu 31.07.1951 'de Artvin'de ..
Süleyman Orakçıoğlu - Damat Tween
Elazığ doğumlu Süleyman Nazif Orakçıoğl..
Nazmi Ahmet Eker - Eker Süt Ürünleri
Ahmet Eker 1974 yılında Bursa'da doğdu. ..

GirişimcilikTurqualty'den yararlanma süresi 5 yıl uzatıldı

Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, daha evvel 5 sene olan Turquality marka programından yararlanma süresini 10 seneye çıkardıklarını açıkladı. Çağlayan, programın markalaşmayı temel aldığını, bu anlamda ş
GirişimcilikSuriye-Libya'da yatırım yapan firmalara kolaylık

Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, Suriye'de müteahhitlik hizmeti gerçekleştiren ve Suriye'ye ihracat yapan firmaların Eximbank'tan kullandıkları kredilerde erteleme yapıldığını ve söz konusu düzenlemenin y
GirişimcilikŞekerbank'tan Girişimci Annelere Özel Kredi Paketi

Anadolu Bankacılığı' misyonu gereği esnaf ve küçük işletmelere özel çözümler sunan Şekerbank, Anneler Günü için geliştirdiği kredi paketi ile bu kez esnaf ve çiftçi olan anne girişimcilere avantajlar sunuy
İş FikirleriSüs bitkisi ihracatı

Antalya Süt Bitkileri ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Osman Bağdatlıoğlu, Nisan ayında süs bitkilerinden 10 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirildiğini bildirdi...

DünyaRusya'da yoksulluk artıyor

Rusya Federal İstatistik Servisi`nce (Rostat) yapılan açıklamada, asgari geçim seviyesi altında gelire sahip Rusların geçen yıla kıyasla yüzde 1,1 oranında arttığı belirtilerek, yoksulluk sınırı altında
AraştırmaHerhangi bir bankada unuttuğunuz paranız olabilir

TMSF'nin hazırladığı "Zamanaşımı Hesapları Önbildirim Sorgulama" sisteminden bankada paranız olup olmadığını aşağıdaki linkten sorgulayabilirsiniz.
DünyaKolombiya'ya vizeler kalkıyor

Türkiye ile Kolombiya arasında müzakereleri tamamlanan vize muafiyet anlaşması Ankara'da imzalandı.Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada Kolombiya Cumhurbaşkanı Juan Manuel Santos'un Cumhurbaşkanı
İş DünyasıYKM'de şimdi de kardeş kavgası

YKM’nin ana ortağı Nuri Güven’in kızları Gülay Tan ile Lale Güven Tuğlu, şirket hisselerinin Boyner’e satışı yüzünden davalık oldu. Tan, kendisinden habersiz yüzde 63’lük hissesini satan kardeşi Tuğlu’yu m

Yandex.Metrica