Facebook | Twitter | Google | RSS
reklam ve iletişim : info@isinsani.com
15
Eylül


Ali Kibar - Kibar Holding

Kibar Holdinğ Başkan Yardımcısı ve Hyundai Assan Yönetim Kurulu Başkanı olan Ali Kibar, 12 Ekim 1958 yılında Kayseride doğmuştur.

 Erenköy İlkokulu, Saint Michael Lisesi ve Marmara Üniversitesini bitirmiştir.

 Kibar Holding A.Ş. Grubuna bağlı şirkedtler aşağıdaki konularda faaliyet göstermektedir.

 -          Demir ve Çelik imalatı, Galvanizli Ürünler imalatı ve bunların ticareti,    

     ihracat ve ithalatı ile 3.ncü ülkelerde Hizmet Merkezleri faaliyetleri.

-          Alüminyum sıcak ve soğuk rulo ile folio imalatı, ithalat ve ihracatı.

 -          Paketleme Ürünleri imalat ve dağatımı.

-          İnşaat Malzemeleri, Sandviç Panel imalatı ve dagatımı.

 -          Kara Taşımacılığı ve Deniz Taşımacılığı

 -          Sigorta Hizmetleri

-          Çeşitli Konserve ve Gıda Ürünleri imalatı

 -          Yabancı Tekstil İplik Şirketlerinin Türküye Temsilcilikleri

-          Bazı Türk Şirketlerinin Ukrayna'da seramik ve diğer ürünlerinin temsilcilik hizmetleri

 -          Hyundai otomobillerinin 1990 yılından buyana Türkiye Genel Distribütörlüğü.

-          Hanil E-Hwa Şirketi ile otomobil iç aksam ve parçaları üretimi konusunda joint-ventrue ortaklık.

-          Çelik Hizmet Merkezi (Steel Service Center) kurmak konusunda Hyundai Corporation/Keo Yang (Postrade)/Assan joit-venture ortaklığı.

 -          1998 yılından beri birçok Kore Grubu ve Şirketlerinin ticari ortağı.

 
Ali Kibar, aşağıdaki Derneklerin üyesidir.

-          TABA-AmCham Türk-Amerikan İşadamları Derneği

-          TUGİAD Türk Genç İşadamları Derneği/Kurucu Üyesi

-          GYİAD Genç Yatırımcı ve İşadamları Derneği/Kurucu Üyesi

-          TURKTRADE / Yönetim Kurulu Üyesi

-          TALSAD Türkiye Alüminyum Sanayicileri Derneği / Yönetim Kurulu Üyesi

-          Türk-Kore İşadamları Konseyi / Başkan Yardımcısı

-          YPO Young Presidents' Organisation U.S.A.

-          DEİK Diş Ekonomik İlişkiler Konseyi

-          İstanbul Havacılık Kulübü / Kurucu Üyesi
 
Ali Kibar Türkiye ile Güney Kore arasındaki ekonomik ve sosyal ilişkilerde gösterdiği başarı nedeniyle 1999 yılında Güney Kore'nin İstanbul Faahri Konsolosuğu  görevine atandı.

İngilizce, ve Fransızca bilen Ali Kibar, 1983 yılında evlenmiştir. 1984 yılında doğmuş bir kızı ve 1985 yılında doğmuş bir de oğlu vardır.

KİBAR' IN YENİ BÜYÜME STRATEJİSİ

Türkiye'nin  en sessiz sedasız ama emin adımlarla büyüyen  holdinglerinden biri Kibar Holding…2003'te 1 milyar dolar cirosu  bulunan  holding, 2010 yılı sonunda 3.2 milyar  dolarlık  büyüklüğe ulaştı.

1994'te Hyundai ile yaptığı ilk  yabancı ortaklığıyla dönüm noktasını yaşayan  Kibar Holding, otomotivin  yanında ana faaliyet dalı demir çelik  sektöründe de iddialı..Öyle ki bu alanda geçtiğimiz ocak  ayında Güney Koreli  Pohang Iron  and Steel company (POSCO) ve Daewoo İnternational ortaklığıyla Kocaeli'de 350 milyon dolarlık bir anlaşmaya imza attı.

Kibar Holding Yönetim Kurulu Başkan .yardımcısı Ve CEO'su Ali Kibar , "biz sektörlerimizde daha ihtisaslaşmak  istiyoruz. Ana sektörümüz demir çelikte önümüzdeki yıllarda Adapazarı'na bağlı Karasu'da ve İzmit'te büyük  ölçekli yatırım projelerimiz var" diyor.

Holdingin bu  sektörde yatırımları  yurtiçiyle de sınırlı değil…Ali Kibar, uluslararası ortamda daha uygun  fiyata üretmek  ve rekabet  anlamında sektörde yurtdışı faaliyetlerine de başlayacaklarını açıklıyor.

"Şu an Ortadoğu ve Irak pazarını hedef alacak  şekilde, Suriye ya da Ürdün  üzerine bir çalışmamız var. Bu yüzde 100 bizim  yatırımımız olacak. Ayrıca Kazakiskan  ve Umman'da farklı  yüzdelerde yerel şirketlerle yatırım  yapmayı planlıyoruz" diye konuşuyor.

Kibar, projeye start vermek için  Ortadoğu'nun politik  anlamda biraz sakinleşmesini bekliyor.

2011 yılında Türkiye için çok ciddi  bir risk  olmayacağını düşünen Kibar, holding olarak  bu yıl yüzde 15 büyüyeceklerini  tahmin ediyor. Uzun vadede bu büyüme oranları ile yola devam etmeyi  planlıyor. Holdingin  geleceğe dönük  yatırım  planları  da bu hedefleri  destekleyecek biçinde tasarlanıyor. Bir yandan 2013 Nisan  ayında faaliyete geçecek  yeni paslanmaz çelik yatırımlarıyla ciroda 800 milyon dolarlık  artış  yakalanması  bekleniyor.

Otomotivde ise yabancı  ortağı Hyundai ile kapasite artışı  ve yeni üretime geçecek model ivme oluşturacak. Tamamlanan İskenderun Limanı'nda da Avrupalı bir şirket ile uzun vadeli bir stratejik işbirliği düşünülüyor, burada yaratılacak  iş kapasitesi de büyümeye destek sağlayacak.

Kibar Holding Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve CEO 'su Ali Kibar, onunla yaptığımız görüşmede ana iş alanları otomotiv ve demir çelik  konusunda gelecek hedeflerinden , yurtdışındaki şirket kurma çalışmalarına kadar yeni  döneme ait tüm  stratejilerini detaylı  olarak açıkladı:



EC: Holding olarak 9  farklı alanda 20 şirkete sahipsiniz. Cironuzun dağılımı nasıl  gerçekleşiyor?

AK:2010 yılı  ciromuz 3,2 milyar doların  üzerinde…Bunun yaklaşık  1,2 milyar doları otomotiv alanından  geliyor. Kalanı ise ağırlıklı olarak,  yüzde 80-85 oranında demir çelik  grubundan  sağlanıyor.

Biz saniyeye ağırlık  veren bir holdingiz. Hizmet  sektöründe çok düşük  aktivitesi bulunan,  ağırlıklı olarak üretim  yapmayı tercih eden bir grubuz.

EC: Kibar Holding'i  2015'te nasıl konumluyorsunuz? Önümüzdeki 5 yıl için hedefleriniz neler?

AK: Öncelikle faaliyet  gösterdiğimiz sektörlere bakarsak, otomotiv ve otomotiv yan sanayi  alanlarında varlığımızı devam ettiririz. Alüminyum ve demir çelik alanında, paslanmaz demir çelikte yeni yatırımımız yakın gelecekte  devreye girecek, o nedenle bu sektörde daha ağırlıklı bir konumlanmmız söz konusu olur.

Bunun yanı sıra lojistik  tarafında İskenderun'daki liman  yatırımımızı tamamladık, bu yıl orada çalışmaya başlayacağız. Bu yatırımızla iç taşımacılıkta ciddi planlarımız var, bu alanda da büyümemiz olacak.

Dış ticaretle lgili olarak da metal  sektörü ağırlıklı pazarlamamız daha hacim  kazanır diye düşünüyorum. Bir de tüm bunlara ek olarak  gayrimenkul  geliştirme alanına girebiliriz.

Biz sektörlerimizde daha ihtisaslaşmak  istiyoruz. Ana sektörümüz demir çelikte önümüzdeki yıllarda Adapazarı Karasu  ve İzmit'te büyük ölçekli yatırım projelerimiz var, onların  altyapılarının  oluşturmaya çalışıyoruz.

Uluslararası ortamda daha uygun  fiyatla mal etmeye çalışacağız. Ayrıca rekabet anlamında metal ve alüminyum  sektöründe yurtdışı faaliyetlerimiz söz konusu  olabilir, bunun değerlendirmelerini  yapıyoruz.

Ciro anlamında belirgin  bir hedef vermiyoruz. Türkiye hala kriz ortamlarından tamamen  kurtulmuş bir yapıya sahip değil.

Önemli olan sağlam bünyemizi muhafaza edebilmek; uzun  vadede konjoktüre göre fırsatları  değerlendirerek büyümemize devam etmek istiyoruz.

EC: Gayrimenkulde nasıl bir planınız var?

AK: İstanbul'un  gelişmesi sonucu bugün şehir içinde kalan  sanayi şirketlerimiz var, bunların bazılarını başka bölgelere alabiliriz diye düşünüyoruz.

Şehir içinde kalan yerlerimizi konut,  rezidans gibi projelere dönüştürebiliriz.Ancak bu  uzun vadeli  bir plan, 5 yıl ve sonrasında bu sektöre girmeyi düşünüyoruz.

Zaten gayrimenkulu dikey büyümemizin  bir parçası  olarak görüyoruz, mevcut değerlerin  daha verimli hale dönüştürülmesi olarak algılayabiliriz.

EC: Yeni girilecek  alan  anlamında başka hangi  sektörlerle ilgileniyorsunuz?

AK: Biz sürekli yatırımda olan bir grubuz. Gıda sektöründe bir aktivitemiz var, kendi başına başarılı  şekilde büyüyor. İnşaat  malzemeleri  ve metal sektöründe büyümelerimiz var; sandviç panel üretimi, galvanize veya alüminyum  bazı  ürünlerin  boyasıyla ilgili yeni yatırımlarımız var. Birini 2010 'da bitirdiğimiz birini de önümüzdeki yıl tamamlayacağımız iki önemli yatırımımız bulunuyor. Bunların hepsi  hacimli yatırımlar.

Tüm  bunlar dikey  büyümemiizn birer parçası…Dikey entegrasyonumuza paralel, rekabetçiliğimizi artırmaya yönelik, pahalılaşan  girdi maliyetleriyle piyasadaki konumumuzu muhafaza etmeye yönelik çalışmalar yapıyoruz.

Aslında ana faaliyet  sahalarımıza konsantre olmaya çalışıyoruz. Çünkü her yeni  sektör için yeni bir enerji yeni bir konsantrasyon  icap ediyor. Bu da belli kaynakların israfına sebebiyet  verebiliyor.

EC: Çıkmayı düşündüğünüz alanlar var mı?

AK: Evet,  holding yapımızın  dışında kalacak alanlardan çıkabiliriz. Tüketici finansmanı alanından  çıkabiliriz.

Assan tüketici  finansmanı şirketimiz diğer faaliyet alanlarımızla çok örtüşmüyor.

Bu nedenle bu alandan  herhalde çıkacağız. Ama na faaliyet alanlarımıza paralel yan işlerimizde büyümeyi tercih ediyoruz.

EC: Yabancı ortaklık kurma kültütrüne sahip bir holdingsiniz. Yeni  farklı alanlar için de yabancı  ortaklıklar kurmayı planlıyor musunuz? Bu tarz teklifler geliyor mu?

AK: Otomotivde yabancı ortağımız Hyundai ile yeni bir kapasite artışı söz konusu olacak. Otomotiv  yan sanayide de yabancı ortağımız Hanil Grup ile kapasite artışına yönelik  çalışmalarımız var.

Güvenlik  üniteleri üreten Sicpa Assan'da İsviçreli Sicpa grubu ile ortaklığımız sürüyor. Güney Koreli  Pohang Iron ans Steel Company  (POSCO) ve Daewoo İnternational ile 350  milyon dolarlık  yatrırımla Kocaeli'de paslanmaz çelik üretmeye başlıyoruz.

Bitirdiğimiz İskenderun Limanı'yla ilgili  yakında uzun vadeli bir stratejik  işbirliği  söz konusu, Avrupalı bir şirketle çalışmak  üzere görüşüyoruz.

Biz kendi  sahasında uzman  şirketlerle işbirliği veya ortaklık  yapmayı tercih ediyoruz. Onlar da ülke pazarlarını iyi bilen, işinde belli bilgi  birikimine sahip,  sinerji  yaratabilecekleri  bizlerle işbirliğini  tercih ediyor.



EC: Metal ve alüminyum  sektöründe yurtdışı faaliyetlerimiz söz konusu olabilir dediniz…

AK: Evet, metal ve alüminyum  alanlarında sıfırdan yatırım yapmak istiyoruz. Şu an Ortadoğu  ve Irak  pazarını hedef alacak şekilde, Suriye ya da Ürdün  üzerine bir çalışmamız var. Bu yüzde 100 bizim  yatırımımız olacak.

Ayrıca ihtisaslaştığımız bu iş  kollarında bizim  tecrübemizi arzu eden  ülkeler var. Buralarda ortaklıklar kurabiliriz.

Kazakistan  ve Umman'da bu anlamda farklı  yüzdelerde yerel şirketlerde yatırım yapmayı planlıyoruz. Aslında bu  yatırımlar için Ortadoğu'nun  biraz sakinleşmesini bekliyoruz.

Yüzde 100 bizim  olacak yatırım için prensip  kararını aldık. Çok yakın  bir tarihte bir yatırıma başlamayı  düşünüyoruz. Suriye ya da Ürdün  olacak  bu yatırıma bu yıl başlayacağız. Diğerleri için  zamana ihtiyacımız var.

EC: Halka arz için  bir  çalışmanız var mı?

AK: Türkiye'de halka arzla ilgili  mevzuatlarda sıkıntılar var,  halen  tamamlanmadığını  düşünüyorum. O yüzden  şu an  böyle bir çalışmamız yok, zamanına gelince açılabiliriz.

EC: 350 milyon dolarlık  yatırımınız ne zaman  devreye girecek? Nasıl bir artı  sağlayacak?

AK: Daewoo İnternational ve POSCO ile ortak  yaptığımız 350 milyon  dolarlık yassı paslanmaz çelik  haddeleme tesisi projesinde yıllık 200 bin  ton kapasite söz konusu olacak. Bu da ilk etapta 2013 Nisan  ayında fabrikanın  aktif olması  sonrası yıllık 800 milyon  dolarlık bir ciro  artışı sağlayacağımız anlamına geliyor.

Bu projenin ikinci fazı devreye girdiğindeyse yani en yakın 2014  y ada 2015 yıllarında üretim 400 ila 600 bin  tona çıkar.

Üretim 400 bin tona çıkarsa da bu 1.6 – 1.7 milyar dolar ciro  anlamına geliyor. Tabii üretim  600 bin  tona tırmanırsa ciro da 2,4 milyar dolara kadar çıkar.

EC: Otomotiv alanında bu yıl planlarınız neler?

AK: 2011'de iç pazarda binek araçlarda yüzde 10'luk  bir Pazar payı  hedefliyoruz. Zaten şu  an bu seviyelerdeyiz. 2009'da Pazar payımız yüzde 16'ya kadar çıkmıştı ama şu  anda yüzde 10'luk  payı korumayı düşünüyoruz.

Toplam  pazarda da yüzde 8'ler civarında bir pay almayı öngörüyoruz. Tabii burada yapısal  değişikliklere hafif ticari araçlara uygulanan ayrıcalıklı vergi  sisteminde farklılaşma olursa binek araçlardaki  toplam  hacmimiz daha da artar.

Üretimde anlamında da 2011'de 95-100 bin araç üretmeyi  planlıyoruz. Sanıyorum bu kapasite artışı,  mevcut tesisin  ek  binalarını büyütme şeklinde olur.

EC: Yeni bir modelin  Türkiye'de üretimine başlayacağımız konuşuluyor. Bu proje ne aşamada?

AK: Evet, yeni model için de çalışmalar yapıyoruz. Doğru modeli, bölge pazarlarına cazip
maliyetlerle sunabilmek için çalışıyoruz. Çünkü bu otomobili, Avrupa'nın  yanında Ortadoğu ve Afrika'ya da göndermeyi düşünüyoruz. Bu alanda yatırım rakamlarını telaffuz etmek için daha erken, biz yatırımı yapıp ardından  açıklamayı net olarak  yapmayı tercih ediyoruz.

EC: Gıdadaki faaliyetlerinizden memnun musunuz? Gıdada şirket satın almayı planlıyor musunuz?

AK: Gıdadan  gayet memnunuz. Tek ürün salçayla 100 milyon  dolar ciro yapıyoruz.

Açıkçası  gıda başta olmak üzere her alanda satın almayı düşündüğümüz şirket  çok değerli oluyor.

Genelde sıfırdan  kurmak bizim için  daha mantıklı…

Satın almalarda marka değeri  devreye giriyor ve bu da alan ya da satan için çok farklı oluyor.

EC: Peki başka alanda şirket satın almayı düşünür müsünüz?

Geçen yıl boyalı saç üretimiyle tesis satın aldık, yine aynı şirketten  Balıkesir'de sandviç panel üretimi üzerine olan tesisini  de satın aldık. Kendi  faaliyetlerimize paralel olan alanlarda fırsatlara bakıyoruz.

EC: Bu yıl ne kadarlık  bir büyüme planlıyorsunuz?

AK: 2011'de yüzde 15 gibi bir büyüme yakalayabiliriz zannediyorum.



EC: Gelecek yıllarda bu büyüme hızını  koruyabilecek  misiniz?

AK: Paslanmaz çelik yatırımının devreye girmesiyle 2013 sonrası 800 milyon dolarlık bir ciro artışı yakalarız, bu da zaten yüzde 20 civarında bir büyüme getiriyor.

Satın  aldığımız boyalı saç tesisi de aynı yıl devreye girecek , o da büyümeyi  hızkandırır. Şöyle bir gerçek  var ki sanayici  olunca hiçbir şekilde duramıyorsunuz.

Bisikletin  pedalını  devamlı  çevirmek  durumundasınız….

Türkiye'de sanayici girdi maliyetlerinde büyük dezavantaja sahip, enerjiyi  çok pahalıya kullanıyor.

Türk Lirası'nın  değeri ile enflasyonun  maliyetlerdeki  artış oranı  tam paralel  hareket etmiyor. Bu da dünyada Türk sanayicisini  rekabette geri  atıyor. Bunu  ya daha yüksek  otomasyon  ya da daha verimli , yalın üretim metodlarıyla aşmaya gayret ediyoruz.

EC: Son sorum…Bu yıl toplam yatırım rakamınız ne kadar olacak?

AK: Yatırımlarımızı realize ettikçe açıklamayı tercih ediyoruz. 2011'de 350 milyon  dolarlık bir yatırıma start verdik, diğer taraftan Dilovası'ndaki  boyalı saç tesisinde 80 milyon  dolarlık  yatırım  söz konusu.

Otomotiv ve yan sanayisinde de bir yatırımımız olacak  rakamı  karar verildiğinde telafuz ediyor olacağız.

Yatırımlarımızı, imkanlarınmıza, nakit akışına paralel gidcek şekilde hesap kitap yaparak dikkatli bir şekilde yapıyoruz.

Kibar Holding'in  10 yeni stratejisi

1-Sektörlerimizde  daha ihtisaslaşmak, dikey büyümek istiyoruz.

2-Demir çelikte Adapazarı Karasu ve İzmit'te büyük  ölçekli projelerimiz var.

3-Otomobilde kapasite artırımı ve yeni model çalışmaları sürüyor.

4-Irak , Suriye ve Ürdün 'ü hedefleyen , metal ile alüminyum  alanlarında sıfır yatırırm çalışması yapıyoruz.

5- Mevcut tesislerimizin  taşınmasından sonra orataya çıkacak arazilerde gayrimenkul  geliştirme alanına girebiliriz.

6-Bizim için  en önemli konu, sağlam bünyemizi muhafaza edebilmektir.

7-Uzun vadede konjonktüre göre fırsatları  değerlendirerek  büyümemize devam etmek istiyoruz.

8-Yatırımlarımızı, imkanlarımıza ve nakit akışına paralel şekilde, hesap yaparak dikkatlice yürütüyoruz.

9-Holding yapımızın  dışında kalacak alanlardan çıkabiliriz. İlk örneği de 'tüketici finansmanı'olacak.

Gıda dahil  satın alarak büyüme yerine "sıfırdan kurmayı" tercih ediyoruz.

"UZAK DOĞULU ŞİRKETLERLE ORTAKLIK  ÇOK DAHA ZOR"

ORTAKLIK  ÖZVERİ DEMEK

Ortaklıkları  sağlıklı sürdürebilmek için sorunları  müşterek algılyabilmek  ve üstesinden gelmeye gayret etmek çok önemli. Aslında ortaklık kurmak çok zor,  tamamen  özveri gerektiriyor.

Bazen siz özveride bulunursunuz, bazen karşıdan  tavizler alınabiliyor. Analayış birliğinin  oluşturabilmesi önemli…

Bir de ortaklıklara günlük  değil, orta vadede bakmalı. Bazen başta yanlış algılanan  kararlara, uzun vadede bakmak gerekiyor.

Uzakdoğu  şirketlerle ortaklık çok daha zor...

Uzakdoğulularla ortaklıkların  Batı'da da örnekleri daha az…Bu tabii hem şirketten hem de ülkeden  ülkeye değişebiliyor.



DAHA AGRESİFLER

Özellikle Kore ile olan ortaklıklarda, yaşadıkları ve 1952'de biten  harbin ciddi etkisi  göz ardı  edilmemeli diye düşünüyorum. Harp yıllarında okul öncesi yaşlarda veya ilkokulda olan jenerasyon, ciddi yokluk  ve açlık  yaşamış bir nesil.

Bugün  bu jenerasyon  60- 70 yaş arasında ve iş dünyası içinde hala etkinler. Bu zor yılları  yaşadıkları için de çok daha agresifler . Refah içinde büyüyen daha sonraki nesillerde ise bu özellik yok.

Bu yüzden  önümüzdeki 10-20  yılda kurumsal  iletişim  altyapısının daha etkin  hale geleceği bir Kore ortaklık  kültürü oluşur diye düşünüyorum. Onlar da bir geçiş süreci içinde.

"2011, BÜYÜK  KIRILGANLIKLARIN  OLMAYACAĞI BİR YIL "

BÜYÜME YÜZDE 6,5 : 2011 seçim yılı…Mart ayından sonra seçime yönelik  söylemler sertleşecek. Seçimleri çok sıkıntılı  görmüyorum, haziran sonrasında muhtemelen  mevcut iktidar , yeni bir kabineyle yeni icraat dönemine başlar.

Dünya ekonomisinde de Amerika piyasasının  bir hayli  iyiye gitmesi , Avrupa'da sıkıntılı ülkelerle ilgili  tedbirlerin alınıyor olması, 1.35'lik Euro – dolar paritesini  sürdürülebilir kılacak. Çok büyük  kırılganlıkların  olmayacağı bir 2011 yılı bekliyorum. Yılın üçüncü- dördüncü çeyreğinde yeniden  büyüme başlar. Şahsi  tahminin bu yıl Türkiye büyümede yüzde 6,5 -7'yi yakalayabilir.

NOT ARTIŞI YAKIN: İhracatın devam ettirebilmesi için Türkiye'nin dış ticaret dengesindeki açığın  sürekli  artıyor olması, TL'nin  kuvvetlenmesi üzerinde ister istemez bu baskı oluşturacak.

Türkiye kısa zaman içinde kredi notunun da iyileşmesiyle yeni yatırımların daha hızlı çekildiği  bir merkez konumuna gelecek. Not artışının öncesi, birinci çeyrek  sonuna doğru olabileceğini öngörüyorum.

OTOMOTİVDE BÜYÜME YOK Otomotivde 2011'de en az  geçen yıl  seviyelerinde bir toplam  Pazar olur diye tahmin  ediyorum.

Tüketici  kredilerinin maliyetlerinde Merkez Bankası'nın  aldığı faiz ve karşılık  ayırma kararı sonrasında, bir parça maliyet artışları oldu. Ama enflasyonla gelirlerde  iyileşme söz konusu, bunlar sanıyorum birbirini eşitler.

Bu nedenle en az 2010 satış  rakamlarını yakalarız; bölge coğrafyalarındaki gelişmelere paralel eğer çok  büyük sıkıntılar olmazsa geçen yıldan  daha iyi bir Pazar  da yaşayabiliriz.

"İNŞAATÇILARA ÖZEL HEDGE SİSTEMİ KURUYORUZ"

EC: Emtia fiyatlarındaki dalgalanmlara işlerinizi nasıl etkiliyor?

AK: Biz emtia fiyatlarını, özellikle de metal sektöründe hedge ediyoruz. Fiyat iniş  ve çıkışlarından etkilenmemek için yıllardır bu yöntemi  kullanıyoruz, böylece risk  taşımıyoruz. Ancak demir çelikle ilgili olarak  hedge mekanizmasının yeterince oturmadığını düşünüyorum. Bu alanda inşaat sektörüne yönelik bir çalışma içindeyiz.

EC: Nasıl bir çalışma olacak bu?

AK: Belirli  formatları oluşturacak inşaatçının bir yıllık demir çelik ihtiyacı  için hedge sistemi oluşturmayı planlıyoruz. Böylece müşterilerimiz olan  büyük inşaatçı  gruplara yıllık fiyat garantisi verebileceğiz, sistemi bugünlerde geliştiriyoruz.

Şu anda büyük bir grupla böyle deneme yapıyoruz. Eğer sistem oturursa inşaat  sektörü  için bir çözüm olabilir.

Biz her alanda, ticarette bile yeni ürün geliştirmeyi tercih ediyoruz, farklılaşma olmazsa yeni  değerler yaratılamıyor.

"YERLİ MARKA OTOMOBİLİN  DESTEKSİZ OLMASI MÜMKÜN DEĞİL"

SADECE BEYİN  TAKIMI OLUŞMALI

Türkiye'de yerli marka otomobil üretilebilir, zor değil…

Benim ilgili kişilerle bu konuda nasıl bir yol haritası çizilmesi gerektiği noktasında bilgi paylaşımlarım oldu. Ancak  bu tip  bir insiyatifin kamu  desteksiz olması mümkün değil…

Bu işin en  büyük gerekliliği, Türkiye'nin bugünkü teknolojisinin  geldiği noktada beyindir.

Beyinlerin  bir araya gelip bu işe kolları  sıvayıp  girmesi gerekiyor.

Bir de bu işe destek olan  gücün , sürdürülebilir olması ve projeyi  doğumdan  ayakları üzerinde durana kadar bir ana şefkatiyle  sahiplenmesi gerekiyor.

Bugün siz Avrupa'dan  ithalata sıfır gümrükle imkan tanıyor ve yerli marka yaratacağım diyorsanız, bu ürünün rekabet edebiliyor olması şart.

TEK ÜRETİMLE 'OTOMOBİL'OLMAZ

Bakıyorum  biri bir tane el yapımı otomobil yapmış. "Ben  yerli marka otomobili yaptım" "Farklı motor dönüşümlerini geliştirdim" gibi söylemlere giriyor. Bu otomobil yapmak değildir…

Otomobil yapmak , uluslararası  rekabet edebilecek , güncel  teknolojilere uygun,  üretim  hacmine ve pazarlama kabiliyetine sahip  dişe diş bir ürünün  geliştirmektir. Bunu bugün bir grup da tek  başına yapabilir. Zaten otomobil üretiliyor.

Bugün Türkiye'de otomobillerde yenilik payı yüzde 60-80 arasında; Hyundai Assan'da da bu pay yüzde 60-65.

Bugün  yan sanayinin  yerlileştirmesinde fayda görülmeyen  ürünler yurtdışından  alınıyor. Ama her şey ekonomik ölçekle ilgili, yakalanacak yeni  hacimle parçalar da burada üretilebilir.

ORTADOĞU STANDARTLARI FARKLI

Bu noktada yeni marka yaratmak da zor değil…

Yalnız bazı Ortadoğu ülkeleriyle  bir araya gelinip  marka yaratılsın deniyor.

Bu doğru değil çünkü biz EuroV nesil motor seçeneği olan  Avrupa pazarına hitap ediyoruz, o pazarın  ürünlerinin  standartları ile sınırlarımız çiziliyor.

Oysa komşu ülkelerde Avrupa'nın  ihtiyaçları karşılanamaz. EuroV standartları da komşu ülkelerde pahalı kalır.

Bu  tip noktaları iyi irdeleyerek , az hata yapacak  bir başlangıçla bu işe girilmediği takdirde baları  sıkıntılı olur.

4603 defa okundu
Facebook | Twitter | Google | RSS
reklam ve iletişim : info@isinsani.com